kadrolu personel – kültür ve sanat platformu

sinema

seyredilmeye değer üç film!

Seyredilmeye değer üç filmi derledik. Brad Furman, Matt Brown ve Alfred Hitchcock’tan birer filmi ilginize sunduk.

Güneşin Karanlığında

Brad Furman’ın yönettiği “Güneşin Karanlığında” filminin başrolünde usta oyuncu Matthew McConaughey oynuyor. Mick Haller, yıl boyunca zamanının neredeyse tamamını Los Angeles’ta geçirmekte ve avukatlık yapmaktadır. Kariyeri boyunca küçük suçlar işleyen zanlıları savunmakta uğraşmıştır, fakat günün birinde karşısına çok ehemmiyetli bir dava çıkar. Avukat Haller, Kaliforniya’nın Beverly Hills şehrinde cinayetle suçlanan zengin ve tanınmış birini savunabileceğini düşünür. Haller sonunda önemli bir davaya eşlik edeceği için sevinse de, işin arkasında yatan karanlık bir gerçek bulunmaktadır. Genç avukat bu davadan çok iyi para alacağı için bu karanlık dosyayı kabul eder ve aklının ucuna dahi getiremeyeceği bir komployla karşı karşıya kalır.

Filmdeki avukat, hukuk sistemini kendi kötü emellerine alet edenlerin arasında, vicdanıyla baş başa kalacak ve kendisinde yeni bir şeyleri keşfetmeye başlayacak!

Mick Haller’in romandaki tasviri biraz farklı. Fakat Matthew McConaughey parlak Amerikan tipiyle, filmi sırtlıyor. Filmde çalan müziklerden bahsetmek gerekirse, avukatın ahvaline ve sahnenin akışına göre, gayet güzel seçimler yapıldığını söylemekte fayda var. Filmi siz değerli okurlarımıza tavsiye ediyoruz!

Sonsuzluk Teorisi

1991’de Robert Kanigel’in yazdığı biyografik romandan uyarlanan ve Matt Brown yönetmenliğinde 2015’te vizyona giren Sonsuzluk Teorisi, Madras’da geçiyor. Fakir bir ailenin çocuğu Srinivasa Ramanujan (Dev Patel) matematiğe büyük bir ilgi duymaktadır ve çalışmalarını İngiltere’ye, Cambridge Üniversitesi’ne gönderir. Bu çalışmalardan çok etkilenen G.H. Hardy (Jeremy Irons) genç çocuğun dahi olduğunu düşünüp üniversiteye davet eder. Memleketini ve sevdiği kadını geride bırakarak İngiltere’ye gelen Ramanujan, hem hiç alışık olmadığı akademik dünyaya ayak uydurmaya, hem de 1. Dünya Savaşı’nı tüm ağırlığıyla hisseden ırkçılığa mücadele etmeye çalışacaktır.

Arka Pencere

Fotoğrafçı L.B. Jeffries, geçirdiği kaza sonuncunda bacağını kırar. New York’taki apartman dairesinde zorunlu tatili sırasında arka penceresinden komşularını teleskopla seyrederek zaman geçirmektedir.Jeff, yine bir seyri sırasında komşusunun, karısını öldürdüğünden şüphelenir. Olayı araştırmaları için fotomodel sevgilisi Lisa ve hemşiresi Stella’dan yardım ister. Söz konusu film gerilim kategorisinin usta yönetmeni Alfred Hitchcock’tan türünün klasiği olarak kabul edilen bir başyapıt. Fotoğrafçı Jefferies rolünde, Hitchcock’un filmlerinden tanıdığımız usta oyuncu James Stewart oynamıştır.

Kaynak: KadroluPersonel.com

Oğuz Can Şahin

Para sayma makinesi gibi, tıkır tıkır içerik üretir. Seri bir şekilde, sanattan sinemaya, müzikten fotoğrafçılığa. Ateşten kalbe, akıldan dumana.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.